ÜYE KAYDI YA DA BAĞIŞLARINIZ İÇİN BANKA HESAP NUMARAMIZ : YKB - GLUTENSİZ HAYAT DERNEGİ -HESAP NO: 51110866- IBAN NO :TR37 0006 7010 0000 0051 1108 66
Duyurular

Türkiye'nin ilk çölyak dostu belediyesi olan Maltepe Belediyesi desteğiyle  Dünya Çölyak Gününe özel  düzenlediğimiz ve artık geleneksel hale gelen 3.Ulusal Glutensiz Hayat Şenliği'ne tüm üyelerimiz ve dileyen herkes davetlidir.

Tarih : 06 Mayıs 2018 Pazar

Saat : 14:00-17:00

Yer : Maltepe Kamuran Kumkumoğlu Parkı ( Cevahir otel arkası )

Tel : 0 544 626 18 00


Ramazan ayının herkese hayırlı gelmesini diliyor, bu ayın bolluk ve bereketle geçmesini diliyoruz.

Hoşgeldin Ramazan


OLAĞAN ÜSTÜ GENEL KURUL İLANI

GLUTENSİZ HAYAT DERNEĞİ

YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI'NDAN

Değerli üyemiz Olağan üstü Genel Kurul toplantısı 27.05.2018 PAZAR günü saat 14.30'da Yalı Mah.Turgut Özal Bul.Sahil yolu No:195/6B Maltepe İstanbul da aşağıda yazılı gündeme göre yapılacaktır.

Belirtilen gün çoğunluk sağlanmadığı takdirde, ikinci toplantı 03.06.2018 PAZAR günü aynı gündemle aynı yer ve saatte nisapsız olarak yapılacaktır.

Sayın üyelerin toplantıya katılmaları saygı ile rica olunur.

                                                                                                                 YÖNETİM KURULU

GÜNDEM;

1) Açılış ve yoklama,

2) Saygı duruşu,

3) Yönetim kurulunun federasyon kurma, yönetme ve katılma konularında yetkilendirilmesi  üyelerimizin federasyonun yapacakları hakkında bilgilendirilmesi, 

4) Federasyon kurma konusunda derneğimiz adına yetkilendirme yapacağımız temsilcinin seçilmesi,

5) Derneğimizin  yeni dönemde yapması istenilen projeler hakkında dilekler ve temenniler,

6) Kapanış

 

 

 


Çölyak ve Glutensiz Hayat Paneli

Tarih: 07 Nisan 2018

Saat : 15:00- 17:00

Yer : Pendik Mehmet Akif Ersoy Sanat Merkezi

Moderatör: Dr.Hakan Boz

Katılımcılar:

Uzman Dr.Hakan Sunal

Prof.Dr.Turgut Göksoy

Antalya Çölyak Dernek Başkanı Hakan Yılmaz

Vahdet Yanık

Hakan Pekzorlu

 


Tarih : 24 Mart 2018 cumartesi saat : 19:00

Glutensiz yemek eşliğinde gemiyle boğaz gezisi

Yer : Üsküdar Valide Sultan Gemisi

Düzenleyen : Üsküdar Belediyesi - Glutensiz Hayat Derneği

Tel : 0 544 626 18 00


Tarih : 11 Mart 2018 Pazar 14:00 

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.Elçin Çetingöz

Çölyak ve üreme sağlığı

Yer : Glutensiz Hayat Derneği 

Turgut Özal Bulvarı Sahil Yolu Süreyyaplajı Tesisleri no :195/6b Maltepe 

Tel : 0 544 626 18 00


Sevgili Glutensiz Hayat Dostları, Sizleri 19 Kasım Pazar saat 14:00-17:00 arası Türkan Saylan Kültür Merkezine "GLUTEN YOK HAYAT VAR" konulu panelimize davet ediyoruz. Türkiye'de kurulan tüm derneklerin, çölyak ve glüten duyarlılığı olan ya da glütensiz hayatı öğrenmek isteyen herkesin davetli olduğu etkinlikte aklınıza takılan her sorunun yanıtını alabilmenizi diliyoruz. Gastroentrolog Yrd.Doç.Dr. Hakan Güveli' nin bilgileri, 3 kuşak çölyaklı Dr.İlknur Şengül Akbulut'un tecrübeleri, Hem diabetli hem çölyaklı Tülay Düztaş'ın tecrübeleri, 10 yıl önce çölyak teşhisi alan kızı nedeniyle Glutensiz Hayat'a kendini adayan Tülin Ünal'ın tecrübeleri, TBMM Çölyak Araştırma Komisyonunda görevli konuk dernek başkanlarımız Halim Şivecan ve Hasan Doğan'ın süreç hakkındaki bilgilendirmeleri, Fotoğraflarla "GLUTENSİZ HAYATA BAKIŞ" slayt gösterisi, TSKM Türk Sanat Müziği korosunun doyulmaz müzik ziyafeti ve firmaların glütensiz lezzetleriyle tamamlanacak bu özel gün için biz şimdiden çok heyecanlıyız. Dileyen herkesi aramızda görebilmeyi diliyoruz.....


GENEL KURUL İLANI

GLUTENSİZ HAYAT DERNEĞİ

YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI'NDAN

Değerli üyemiz Olağan Genel Kurul toplantısı 01.10.2017 PAZAR günü saat 13:00'da Yalı Mah.Turgut Özal Bul.Sahil yolu No:195/6B Maltepe İstanbul da aşağıda yazılı gündeme göre yapılacaktır.

Belirtilen gün çoğunluk sağlanmadığı takdirde, ikinci toplantı 08.10.2017 PAZAR günü aynı gündemle aynı yer ve saatte nisapsız olarak yapılacaktır.

Sayın üyelerin toplantıya katılmaları saygı ile rica olunur.

                                                                                                                 YÖNETİM KURULU

GÜNDEM;

1) Açılış ve yoklama,

2) Kongre Başkanlık Divanı seçimi,

3) Saygı duruşu,

4) Yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi,

5) Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulunun ayrı ayrı ibra edilmesi,

6) Tahmini bütçenin görüşülerek onaylanması,

7) Yeni Yönetim Kurulu ile Denetim Kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimi,

8) Derneğimizin yapması istenilen projeler hakkında dilekler ve temenniler,

9) Kapanış

 

 

 

 

 

 


İstanbul Hava Durumu
Etkinlik Takvimi
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 5,4177   5,4275
EURO 6,1310   6,1420
       
Anket
Glutensiz onaylı ilaç listeleri size göre nasıl sıralanmalı ?

 
Özlü Sözler
Hiçbir şey ayağınıza gelmez; en azından iyi olan hiçbirşey. Herşeyi gidip almanız gerekir.
Sitemizi Tavsiye Ediniz
Sitemizi arkadaşlarınıza tavsiye ederseniz memnun kalırız.
 
  
Konya'da Hemşirelik Okulu öğrencilerinin Çölyak Farkındalık Çalışmaları,
 
 
Konya'da Hemşirelik Okulu öğrencileri Çölyak Farkındalık çalışmaları için dernek Başkanımız Tülin Ünal'la yapmış olduğu röportajı bir ders saatinde diğer öğrencilere  anlattılar. 
 
Öğrenci ve hocaları tarafından ilgi gören bu röportajı sizlerle paylaşıyoruz.
Bu röportajı hazırlayan ve derneğimizle iletişime geçen hemşire adayımız Beyza Nur Çetin'e başarılı sunumu ve bu özel çalışması için çok teşekkür ediyoruz.
 

Konya KTO Karatay Üniversitesi röportajı,

 

1-Kızınızın hastalığını öğrendiğinizde ne hissettiniz?

Kızım 2005 Nisanın da sezeryanla dünyaya geldi. Hamileliğim sırasında hashimato troidi ve gebelik şekeri nedeniyle stresli bir dönem geçirmekle birlikte, üst üste geçirdiğim sinüzit rahatsızlığı nedeniyle antibiyotik kullanmak zorunda kaldım. Tüm endişelerime rağmen bebeğimi sağlıklı bir şekilde 27 nisanda kucağıma aldım. On sekiz ay boyunca doya doya emzirdim, bu süreçte nezle dahi olmadı.

Ancak anne sütünden kesildikten sonra kızım da bir takım rahatsızlıklar oluşmaya başladı. Boyu uzamasına rağmen kilo alamıyor, saçları hiç uzamadığı gibi giderek cılızlaşıyor, kabızlık sorununa şiddetli karın ağrıları eşlik ediyordu. Bu arada huyu da değişmiş, sürekli mızmızlık eden ağlayan bir çocuk haline gelmişti. Onu biraz neşelenmesi için parka götürsem de, en sevdiği yiyecekleri versem de, oyuncaklarla şımartsam da mutsuzluğu geçmediği gibi “anne eve gidelim” diye tutturuyor, bazı geceler sabaha kadar uyumuyor, inliyordu. Bu rahatsızlıkları karşısında sıklıkla çok güvendiğimiz çocuk doktorumuza götürüyor, ondan derdimize bir derman bulmasını istiyorduk.

Doktor tüm muayenelerini baştan tekrar yapıyor ve bize “her şey yolunda, iki yaş sendromu yaşıyor, ablası da bu yaşlarda böyleydi “ diyerek rahatlatıyordu. Ancak “anneler bazı şeyleri hisseder” ben de içimde kopan fırtınaları bastıramıyor, neredeyse on beş günde bir doktorumuzun kapısını bir umut çalmaya devam ediyordum. Nihayet bu kısır döngüde doktorumuz bir gün bana dönüp “Tülin Hanım sizi bir psikoloğa gönderelim” dedi. Tam artık sorunun Yağmur’da değil ben de olduğunu düşünmeye başlamıştım ki bir dostum Yağmur’u bikinisiyle havuzda görüp, apar topar bizi çok güvendiği kendi çocuk doktoruna götürdü. Doktor Hanım’ın Yağmur’u görür görmez “bu çocuk yüzde doksan ÇÖLYAK” demesiyle hayatımda ilk kez duyduğum bu kelime karşısında dehşete kapılıp büyük bir şok yaşadım. O şokla doktoru bir yandan soru yağmuruna tutuyor, bir yandan bunca aydır neden asıl doktorumuzun ya da çevremden hiç kimsenin bu hastalığı aklına getiremediğine hayıflanıp, katıla katıla ağlıyordum. Doktor bir yandan beni sakinleştirmeye çalışırken, bir yandan bizi yönlendireceği gastroenterologdan randevu almaya çalışıyordu.

Ertesi gün elimizde kan tahlili sonuçlarımızla gittiğimiz uzman tahlillere ve muayene bulgularına göre çölyak teşhisini doğruladı. Ancak kesin sonuç için ENDOSKOPİ nin şart olduğunu ve ancak bir hafta sonra bu işlemi yapabileceğini söyledi. Hayatımda yaşamadan, nefes almadan adeta ölü sessizliğinde geçirdiğim o bir hafta, bundan sonra yaşayacağım yılların sebebi olacaktı. Yağmur eridikçe, karın ağrılarıyla kıvrandıkça, hayatın anlamını tamamen yitirmekle birlikte evladımın çaresi olan bir derdi olması için sürekli dua ettim. Dualarımda “eğer derdimiz çölyaksa bundan sonra ki hayat amacım hiç kimsenin bizim yaşadıklarımızı yaşamaması için mücadele etmek” olacaktır diyordum. Belki de o haftayı bu düşüncenin verdiği manevi güçle atlattım. Beş dakikada bitmesine rağmen, bana saatler geçmiş hissi veren endoskopi sonrası artık kızımın çölyaklı olduğu kesinleşmişti.

Bana öyle bir soru sordunuz ki 11 sene önce yaşadıklarımı adeta dün yaşamışım gibi detaya indim. O dönemde aslında tüm hislerimi kaybedip neredeyse yaşamdan kopmuştum. Ancak kızımın çözümü olan bir derdi olduğunu anladıktan sonra tüm hislerimi hızla geri kazanıp, gücümü ve enerjimi onun geleceğini kolaylaştırabilme yolunda harcamak üzere yola çıktım.

2-Bu hastalık hakkında sağlık çalışanları tarafından size bilgi ve eğitim verildi mi?

Çölyak teşhisimizin ne kadar zor şartlarda konulduğunu anlattığım ilk soruda aslında bu sorunun cevabı gizli. Ne yazık ki sağlık çalışanları çölyak hakkında yeterli bilgiye sahip değiller. Her bünyede farklı bir belirti gösteren çölyak teşhisi için öncelikle hekimin ve sağlık çalışanlarının akıllarına bu hastalığın gelmesi gerekiyor. Son dönemde çölyak derneklerinin ve TBMM’de kurulan “çölyak araştırma komisyonu” nun başarılı çalışmaları neticesinde farkındalık yolunda epey yol alınmış durumda. Bu nedenle gelecek günlerle ilgili umutlarımız eskiye oranla artmakta.

Biz ilk teşhis aldığımızda gastroenteroloğumuz genel bilgilendirme yaptıktan sonra, tek tedavi yöntemimizin GLUTENSİZ BESLENME olduğunu söyleyerek bizi bu beslenme şekliyle ilgili bilgilenmek üzere çölyak derneklerine yönlendirdi.

 

3-Bu hastalık nedeni ile kızınızın yeterli beslenemediğini düşündünüz mü düşündüyseniz neler hissettiniz?

Teşhisimiz konulduğu gün doktorumuz tek tedavimizin glütensiz beslenmek olduğunu anlattı. Ancak haftalardır çektiğimiz derdin dermanı olduğunu öğrenmenin verdiği rahatlığın yanı sıra, glütensiz kelimesinin anlamını bilmemekten kaynaklı cehaletimiz nedeniyle henüz bu beslenmenin zorluklarının pek de farkında değildik. Doktorumuzda bu ayrıntıyı bize anlatmadı. Elimize yasaklı ve serbest olan ürünlerin olduğu bir liste vererek, Çölyak Derneğini aramamızı tavsiye etti.

Hastane bahçesinden çıkarken karşımıza çıkan simitçi bundan sonra yaşayacağımız hayatla ilgili ilk ciddi sınavımız oldu. Yağmur yaşadığı operasyon sonrası iyice acıkmıştı ve ısrarla simit istiyordu. Simitin glutenli olduğunu biliyorduk, ancak glütensiz bir simiti nereden bulabileceğimizi bilemediğimiz gibi, glütensiz ürünlerin her köşe başında var olduğunu sanıyorduk. Teknolojinin tüm imkanlarını kullanmamıza rağmen ağustos 2007 de büyük marketlerden birinde, oldukça yüksek rakamlı fiyatlara satılan az çeşitte ithal ürünler dışında glütensiz beslenmeye uygun hiçbir şey bulamadık.

Derdimizin bir dermanı vardı o da glütensiz beslenmek. Ancak glütensiz ürün bulmak neredeyse imkansızdı. İstanbul Çölyakla Yaşam Derneği'nin verdiği tavsiyelere uyarak bulabildiğimiz ürünlerle evde denemeler yaptık. Kokusu ve kıvamı tutmayan ekmekleri yemekte zorlanan kızımın mutsuzluğu bir yana, onun yeterli beslenemediği düşüncesiyle yeniden kahrolmam bir yanaydı. Hayatımı değiştiren adımları atmama neden olan, özellikle yeni teşhis çölyaklıların özgürce lezzetli yemekler yiyecekleri, ilk şoku atlatacakları bir glütensiz mekân yaratma isteğinin aklıma ilk düştüğü zamanlardaydık.  

 

4-Hastalığı öğrendikten sonra hayatınızda neler değişti?

Çölyak Teşhisi aldıktan sonra aslında sadece kızımın değil komple ailemizin yaşam şekli değişti. Öncelikle evdeki tüm unları, glutenli olduğunu öğrendiğimiz her türlü gıdayı karıştırabilme ihtimaline karşı yok ettik. Çapraz bulaşma denilen elden ele bile glütenin geçişini öğrendikten sonra, dokuz yaşında ki ablasının da tehlike yaratabileceğini düşünerek evdeki tüm gıdaların Yağmur’a uygun glütensiz ürünlerle yapılmasına karar verdik. Sebze yemekleri, meyve, et, tavuk, balıkta usulüne uygun pişirim yaparsak risk yoktu. Sadece makarna ve paketli ekmek de kontrollü olmamız gerekiyordu.

Yağmur’a özel tost makinası, ekmek kızartma makinası aldık. Tahta kaşık ve teflon tavaların çiziklerinde glüten hapsolma ihtimali olduğunu öğrenince hepsini yeniledik. Hatta bulaşık süngerinde bile glütenin saklanma ihtimali vardı. İşin en zor kısmı da şampuandan, kozmetiğe, diş macunundan el kremine kadar gıda dışındaki ürünlere hatta ilaçlara dikkat edilmesi gerekliliğiydi. Zaten aşırı pimpirikli bir anneyken şimdi hastalık boyutunda titizlenmeye başladığım günlere merhaba diyordum.

Kısacası hayatımız teşhis aldığımız 17 ağustos 2007 den sonra neredeyse temelinden değişti.

 

5-Kızınız büyüdükçe yaşıtlarının yediği yiyecekleri yiyemediği için zorluk yaşadı mı yaşadıysa bu durumu nasıl atlattınız?

Kızım teşhis aldığında evde bir bakıcı annesi vardı. Üç buçuk yaşına gelene kadarda gittiğimiz her yere yanımızda yiyeceklerini taşıdığımız için pek sorun yaşamadık. Ancak artık yuvaya gitmek arkadaşlarıyla oynamak istediği vakit bu kez bambaşka bir dertle baş başa kaldığımızı anladık. Orada ne yiyecek? Biz eğitim kurumlarına bu hastalığı nasıl anlatacaktık? Başvurduğumuz ilk yuva anlattıklarımızdan sonra kızımı almak istemedi. 2. yuva başlangıç olarak sadece oyun saatlerinde aldı. Ancak Yağmur daha fazla kalmak isteyince yemeklerini evden götürmeye ve orada çok iyi tembihlediğimiz aşçı tarafından kendi tenceresinde ısıtmak şartıyla beslenmesine karar verdik.

Bir gün Yağmur arkadaşlarına özenmesin ve aynı masada çapraz bulaşmaya maruz kalmasın diye tek başına yemekten duyduğu mutsuzluğu anlatıncaya kadar her şey yolunda gibiydi. Okulla yeni baştan yaptığım görüşmeler, onun psikolojisine zarar veren tutumların değiştirilmesini sağladı. Ancak arkadaşlarının doğum günü partileri, gittiği bale kursunda gördüğü resimli, ışıl ışıl renkli pastalar, her yerde ondan kaçırmaya çalıştığım glutenli yiyecekler hayatımı adeta kâbusa çevirmeye başladı. Bu durum Yağmur altı yaşına gelene ve benim daha ilk teşhis aldığımız gün dilediğim glütensiz kafeye kavuşana dek devam etti.

     

6- Bu hastalık hakkında biz hemşirelere önerileriniz nelerdir, bu durumda olan hastalara nasıl yardımcı olabiliriz bizden beklentiler neler olabilir?

Öncelikle sağlık sektöründe hemşirelerin çok önemli bir rolü olduğunu ve özellikle çölyak teşhisinde farkındalığı olan hemşirelerin teşhisleri arttırabileceğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Bu röportajı bir hemşirenin hazırlaması ve özenle sorulan sorular da bunun ispatı diyebilirim.

Tüm hemşirelerimizin çölyak belirtilerini öğrenmesi ve bu konuyla ilgili eğitim seminerlerine katılmasını öneriyorum. Sizler bazı durumlarda doktorlardan daha fazla hastalarla bir arada oluyor ve onlarla diyalog kurabiliyorsunuz. Yoğunluktan gözden kaçırılan bir çölyaklının teşhisi sizin doğru bölüme yönlendirmenizle konulabilir. Glutensiz beslenmenin püf noktaları ve detaylarını öğrenmeniz de onlara en doğru bilgiyi vermeniz açısından fayda sağlayabilir. Ayrıca ilk teşhis aldığında şok yaşayan, psikolojisi sarsılan çölyaklı ya da ailesiyle yapacağınız moral verici sohbetle pek çok insana dokunabilir, onları yeniden hayata kazandırabilirsiniz.

 

7- Kurulmasına vesile olduğunuz ve danışmanlığını yapmakta olduğunuz restoran da ne tür yiyecekler var, bu yiyecekler nasıl malzemelerden yapılmakta?

 Üçüncü soruda bahsettiğim gibi, Yağmur teşhis aldıktan sonra onu hayata geri kazandıracak tek tedavinin glütensiz beslenmek olduğunu öğrenmiştim. Ve o dönemde ne yazık ki glütensiz bir restoran bulmayı bırakın, glütensiz ürünlere ulaşmak bile imkânsızdı. Bu durumda aklımda çölyaklıların aileleriyle özgürce aynı sofrayı paylaşacağı bir restoran hayali dolanıp durmaya başlamıştı. Bu hayale öyle sıkı sarılmıştım ki tam dört yıl sonra Aralık 2011 yılında bir mucize gibi gerçeğe dönüştü. Kızımın hayattan koptuğu o zorlu zamanlarda on üç yıldır çalıştığım iş yerinden ayrılarak, Yayla Grup’ta farklı bir iş hayatına başlamıştım. Bu firmanın Maltepe’de bir AVM si vardı. Bu AVM içinde yapılan tadilat sırasında o dönemde yanımda olan çölyaklı dostlarla birlikte, ileri görüşlü ve sosyal sorumluluk bilinci oldukça yüksek olan Sn. Yavuz Yayla’nın onayı ve desteğiyle Glutensiz ADA mucizesi hayata geçti.

Açıldığı günden itibaren çölyaklıların hayatında önemli bir yer kazanan ADA her geçen gün daha fazla sayıda insanın ilgi ve desteğini, en önemlisi hayır duasını almaya başladı. Kızımın mutlu olması için dilediğim restoran, çok sayıda insanın mutluluğuna sebebiyet veriyordu. Bu durumda ben asıl mesleğimi, maddi kazancımı hatta kendi hayatımı unutmuş, bu mekanın varlığını sürdürebilmesi için var gücümle çalışmaya başlamıştım. Verilen emek ve çabaların sonucunda bugün bu restoranda aklınıza gelebilecek her türlü ürün glütensiz olarak yapılabiliyor. Tamamen glütensiz onaylı hammaddeler kullanılarak, lahmacundan, pizzaya, mantıdan, erişteye, ekmek çeşitlerinden, yaş pastalara, börek çeşitlerinden, şerbetli tatlılara, simit, poğaça hatta lavaş ve çiğköfte bile yapılabiliyor.

 

 8- Glutensiz Hayat Derneği hayatınıza nasıl girdi? Bu dernek sayesinde bu hastalığı yaşayan bireylerde ne gibi değişiklikler oldu?

Açılmasına vesile olduğum restoranda öyle çok vakit geçirmiştim ki zamanın nasıl geçtiğinin farkına bile varamadan kızım neredeyse on bir yaşına gelmişti. Bir akşam kıymetli patronum Sn.Yavuz Yayla bey bana bir soru sordu. “Tülin mesleğini bıraktın, kendini bu işe adadın, ben de senin emeğine, bu işin hayrına ve faydasına inanarak desteğime yıllarca devam ettim. Ancak sen daha ne kadar bu şekilde devam edeceksin ve bu restoran ne kadar daha bu tempoda ilerleyecek” İşte bu sorunun cevabı Türkiye’de glütensiz sektöründe yepyeni bir hayalin gerçeğe dönüşmesinin ilk sinyali oldu. “ Yavuz Bey eğer biz edindiğimiz tecrübeleri endüstriyel boyuta çevirebilirsek bu iş kendi kaynağını yaratabilir ve sürekliliği olur."

İşte bu cevaptan sonra Glutensiz ADA için artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Aramıza katılan tecrübeli kişilerin de önerileriyle donuk glütensiz üretim fikrinin doğması, yeni ve farklı enerjilerin aktarılmasıyla geri dönülmesi imkânsız yepyeni bir yola girildi. Ancak bu yolda benim rolüm artık sınırlıydı. Profesyonel bir ekip kurulmuştu ve bu ekip yapacağı işin sorumluluğunun bilincindeydi. Ben bundan sonra bu ekibin içinde ancak onların glütensiz hayatla ilgili danışabilecekleri bir uzman olarak yer alabilirdim. Artık yeni görevim aslında yıllarca yapmaktan en çok keyif aldığım Glutensiz Hayat Danışmanlığıydı.

Tam da bu görevle ilgili farklı neler yapabilirim diye düşünürken, çok güvendiğim, inandığım çölyaklı dostlarım yanıma geldiler. “Bir dernek kurarak daha fazla insana dokunmalıyız" diyorlardı. Aslında yıllardır dernek kurmak istiyorlar ve benim de başkanlığını yapmamı teklif ediyorlardı. Ancak ben henüz ADA’yla ilgili yapacağım işler olduğuna inandığım ve ikisini birlikte yürütemeyeceğimi düşündüğüm için kabul etmiyordum. Ama şimdi her şey yerine oturmuştu, artık dernek için yola çıkmanın tam zamanıydı. 6 Nisan 2017 ‘de Glutensiz Hayat Derneği aynı amaçla ve aynı hedefe yürüme hayaliyle birbirinden kıymetli kişilerin bir araya gelmesiyle kuruldu.

Kurulduğu ilk günden itibaren seminerler, etkinliklerle yerel yönetimlerin de desteğini alarak farkındalık çalışmalarına başladı. İhtiyacı olan çölyaklıların ve şimdiye kadar bir derneği olmayan çölyaklı gibi yaşayan ancak çölyaklı olmayıp glüten duyarlılığına sahip olan kişilere de destek için var oldu.

Derneğimizin faaliyetleri ve şimdiye kadar yaptıkları için www.glutensizhayatdernegi.org sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

9- Ek olarak sizin biz hemşirelere ve sağlık çalışanlarına eklemek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Öncelikle sizin gibi genç ve pırıl pırıl sağlık emekçilerine böylesine hayati önem taşıyan bir konuya gösterdiğiniz ilgi ve özenden dolayı çok teşekkür ediyorum.

Hazırladığınız soruları aynı özen ve içtenlikle detaylı bir şekilde cevaplamaya çalıştım. Umarım bu çalışma çok sayıda insana ulaşır ve belki de teşhis koymakta zorluk çekilen bu hastalığa sahip kişilerin ortaya çıkarılmasında bir parçada olsa fayda sağlarız.

Ben yaşadığım hayat tecrübesine dayanarak sizlere,

Hayallerinizden asla vazgeçmeyin,

Hayallerinizin içinde mutlaka insanlara fayda sağlayan bir nokta olsun,

İnanarak bir yola çıkarsanız asla sizi hiçbir şeyin yoldan çıkarmasına izin vermeyin,

Hayattaki en büyük mutluluk ve huzur bir diğer insanı mutlu edebilmektir bunu asla unutmayın,

Çok kutsal bir göreviniz var, temeli insan sağlığı, mesleğinizi daima severek yapın,

Bu hayattaki en kıymetli hazinenin sağlık olduğunu unutmayın,

Sizden derman bekleyen insanlara ne kadar yorgun ve bıkkın olsanız da güler yüzle bakmayı unutmayın,

Özellikle nadir hastalıklar konusunda araştırma yapmaya devam edin,

diyebilirim. Bu mesajlar aslında herkes için çok gerekli, son on yılda edindiğim tecrübelerden esinlenerek bir anda aklıma geldiler, umarım gençlere faydalı olur.

Bu röportaj için sizlere çok teşekkür ediyor,

Sevgilerimi sunuyorum,

Zehra Tülin Ünal

Glutensiz Hayat Derneği Başkanı


21.03.2018 Okunma Sayısı: 792



Yazdır

 

 DİĞER HABERLER





















Üye Giriş Paneli
E-posta:      
Şifre:        
Şifremi unutum
Aidat Borcu Sorgulama
   
 
Köşe Yazıları
Veysel Caner
Engelli Raporu ile erken emekli olma şartları nelerdir.....

Atlas Akbulut
İçimizden biri, 16 yaşındaki çölyaklı Atlas tecrübelerini paylaşıyor.....

Veysel Caner
Çölyak ve Metabolizma ödemeleri dahil SGK tarafından yapılan ödemeler.....

Veysel Caner
Sağlık Bakanlığının vermiş olduğu Çölyak ve Metabolizma ödemeleri.....

Yrd.Doçent Dr.Hakan Güveli
Çölyak Hastalığı tedavisinde aşı çalışmalarında gelinen son durum,...

Veysel Caner
Çölyak Teşhisi alan askerlik çağındaki çölyaklı gençlerin muafiyet.....

Diyetisyen Kevser Başkara
Pirinç yerine diyetisyenimiz önerisiyle karnabahar kullanmaya ne.....

Veysel Caner
Çölyaklılar kan verebilir mi ? Soruyu Türk Kızılayı’na sorduk. Bu.....

İlknur Sengül Akbulut
3 kuşak çölyaklı 35 yıllık çölyak tecrübesiyle İlknur Hanım bizlerle.....

İlknur Sengül Akbulut
3 kuşak çölyaklı 35 yıllık çölyak tecrübesiyle İlknur Hanım.....

Psikolojik Danışmanlık Öğrencisi Ebru Ceran
Psikolojik Danışmanlık 3. sınıf öğrencisi çölyaklı Ebru Ceran.....

İlknur Sengül Akbulut
3 kuşak çölyaklı 35 yıllık çölyak tecrübesiyle İlknur Hanım.....

İlknur Sengül Akbulut
3 kuşak çölyaklı 35 yıllık çölyak tecrübesiyle İlknur Hanım.....

İlknur Sengül Akbulut
3 kuşak çölyaklı 35 yıllık çölyak tecrübesiyle İlknur Hanım bizlerle.....

Diyetisyen Ahmet Demir
Diyetisyen Ahmet Demir'den samimiyetle yazılmış çölyak mektubu......

İlknur Sengül Akbulut
3 kuşak çölyaklı 35 yıllık çölyak tecrübesiyle İlknur Hanım bizlerle.....

İlknur Sengül Akbulut
3 kuşak çölyaklı 35 yıllık çölyak tecrübesiyle İlknur Hanım bizlerle.....

Veysel Caner
Ortaöğretim ve Üniversite de okuyan çölyaklı öğrencilerin sahip.....

Diyetisyen Kevser Başkara
Dikkat ! Kros kontaminasyon (çapraz bulaşma) nedir? ...

Diyetisyen Kevser Başkara
...

Psikiyatrist Dr.Arzu Erkan Yüce
Çölyak teşhisi alan çocukların öğretmenlerine ve arkadaşlarına.....

Veysel Caner
Çölyak Hastalarında Engelli Durumu ve Engelli Sağlık Kurulu .....

Diyetisyen Kevser Başkara
Glutensiz Beslenirken dikkat edilmesi gereken 5 önemli konu hakkında.....

Veysel Caner
Engelli indirimi konusunda faydalı bilgiler,...

Diyetisyen Hilal Batmaz
Çölyak ve Gluten Duyarlılığı Arasındaki farkları biliyor musunuz?...

Diyetisyen Hilal Batmaz
Glutensiz ürünlerle normal ürünlerin kalori değerlerinin.....

Diyetisyen Hilal Batmaz
Ramazan sonrası gelen bayram tatilinde glutensiz beslenmenin püf.....

Diyetisyen Hilal Batmaz
Çölyak'la birlikte diabet rahatsızlığı olan kişilerin beslenme.....

Diyetisyen Hilal Batmaz
...

Diyetisyen Hilal Batmaz
...

Diyetisyen Hilal Batmaz
Diyetisyenimizin önerisiyle sağlıklı Glutensiz İftarlar.....

Diyetisyen Hilal Batmaz
Otizmde Glutensiz Diyetin rolü nedir ? Faydası var mıdır ?...

Diyetisyen Hilal Batmaz
Normal şartlar altında glüten içermeyen besinlerin çapraz bulaşmaya.....

Son Ziyaretçi Yorumları
isa karatay
çölyaklıyım

Ahmet Sancak



Tüm ziyaretçi yorumları için tıklayınız.
Günlük Gazeteler
Ziyaretçi Bilgileri
Bugün: 85
Dün: 268
Toplam: 132452